DÜNYA ÇAPINDA GAYRİMENKUL YATIRIMLARINDA YÜZDE 23'LÜK ARTIŞ !

MIPIM Fuarı bu yıl 25'inci yıl dönümünü kutladı. Brezilya, Rusya ve geçen yıl olduğu gibi bu yıl bir kez daha Türkiye onur ülkeleri arasında yer aldı. Bu 3 ülkenin onur ülkeleri olarak belirlenmesi, gelişmekte olan ülkelerin gayrimenkul piyasaları açısından ne kadar önem kazandığının en açık göstergesi.

TOĞRUL GÖNDEN : MIPIM'de gayrimenkul dışında konular da konuşuldu. Onur ülkeleri arasında yer alan Rusya ile ilgili Kırım meselesi ve Türkiye'deki yerel seçimler pek çok katılımcı için merak konusuydu. Bu arada söz açılmışken, Rusya ve Moskova çadırlarının çok geniş ve başarılı olduklarını da dile getirmekte fayda var. Ancak benim özellikle üzerinde durmak İstediğim konu; yatırım şirketlerinin Türkiye ilgisi. Akıllarında soru işaretleri olmasına rağmen, bazı yatırım şirketlerinin, odaklanmış bir şekilde Türkiye pazarı ile yakından ilgilendiklerine şahit olduk. Bu yatırım şirketlerinin sayısı daha az olsa da daha odaklı hareket ediyor olmaları umut verici.

PEKİ MIPIM GENEL OLARAK NASIL GEÇTİ?

Yabancı yatırımcıların ilgisi dolayısıyla bizim için çok verimli geçmiş olsa da bu yıl, geçtiğimiz yıla kıyasla daha sakindi. Bu yıl toplam 20 bini aşkın katılımcı arasında 7 yüzün üstünde Türk katılımcının da yer almasına rağmen Türk standlarında geçen yıl gördüğümüz sayı ve hareketliliği bu yıl göremedik. MIPIM ödüllerini de bu yıl Singapur, Almanya, İsveç ve Fransa paylaştı. En iyi Türk projesi olarak Spine Tower seçildi.

Ancak MIPIM'de bu yıl yaşanan durgunluk yanıltmasın; Zira Cushman & Wakefield'in hazırladığı ve MIPIM'de de sunduğu "International Investment Atlas 2014" raporu, dünya çapında gayrimenkul yatırımlarında yüzde 23'lük bir artış görüldüğünü ortaya koyuyor. Rapora göre getiri oranları 2008 krizi öncesi seviyelere ulaşmış durumda. Çarpıcı bir gerçek de New York kentinin 2013 yılında 55 milyar dolar gayrimenkul yatırımı çekmiş olması. Bu rakam Türkiye geneli için 3,1 seviyesinde.

MIPIM Fuarı'nda ortaya çıkan dünya gayrimenkul sektörüne yönelik değerlendirmeler de dikkat çekiciydi. Buna göre; Brezilya, Güney Amerika gayrimenkul pazarının yıldızı iken Meksika, Kuzey Amerika'nın yükselen yıldızı haline geldi. Hem yatırımcılar hem de katılımcılarla yaptığımız görüşmelerde Asya Pasifik Bölgesi'nde Endonezya'nın dikkat çektiği dile getirilirken Çin ile ilgili endişeler de paylaşıldı. Zira 2008 krizinde ABD'de, ortalama ev fiyatlarının yıllık ortalama maaşa oranı 6'da 1 iken, bu orantı Çin'de şu an 25'te 1 seviyesinde. Hal böyleyken gayrimenkul balonundan bahsedilmesi bu açıdan bakınca çok da şaşırtıcı değil.

Avrupa'ya baktığımızda krizin ardından İspanya yine fırsat sunan bir ülke haline geldi. Ekonomik durgunluk ve hatta küçülme nedeniyle pazardaki fiyat ayarlaması yeni yatırımlara yol açtı. Yunanistan da bu gelişmelerden payını almaya başlıyor gibi. Ancak bütün dünyanın konuştuğu bir kent var ki; o da Berlin. Çin'den ABD'ye, İngiltere'den Suudi Arabistan'a kadar çok çeşitli yatırımcı Berlin'e ilgi duyuyor.

Uzun lafın kısası; ABD ve Avrupa piyasalarının tekrar güven kazandığını ve birçok göstergede 2008 krizi öncesi seviyelere ulaşıldığını söylemek mümkün. Bankalar tekrar kredi vermeye ve yatırımcılar yine büyük işlemlere imza atmaya başladı. Bunun bir nedeni de gayrimenkullerin krizden önceki değerlerini görmesi dolayısıyla yatırımcıların gayrimenkulleri elden çıkarmak için iyi bir fırsat dönemine girmiş olmalarıdır.

Haberin Kaynağı İçin Tıklayınız