"AYRIŞMA" POTANSİYELİ ARTTIRACAK

Forbes Türkiye

1999 yılında yaşanan deprem faciası ve bu faciayı takip eden finansal kriz, Türkiye'deki gayrimenkul yatırım ortaklığı gelişimini bir süreliğine sekteye uğrattı. 2003 yılına kadar yaralarını saran ülke, bu tarihten sonra "gayrimenkul piyasalarıyla ortak bir dile sahip olma" farkındalığının da oluşmasıyla hareket kazanmaya başladı.

Gayrimenkul yatırım ortaklığı rejiminin dününü ve bugününü değerlendiren Cushman & Wakefield Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Sur, yolun başında deneyimlenen güçlükleri anlattı. "2003'ten bu yana ülkemizde GYO'ların gelişimini kolaylaştıracak bazı düzenlemeler yapıldı. Bunların en önemlisi, gayrimenkul sektörünün ayrı ve uluslararası çevrelerle ortak nitelikte bir dile sahip olması gerekliliğinin bilincine varılmasıydı. Zira uluslararası finansal raporlama, denetim sistemi ve enflasyon muhasebesinin getirilmesi, uluslararası yatırım kriter ve standartlarının Türkiye'ye taşınması gibi unsurlar, GYO'ların dış ve iç piyasayla entegrasyonunda ciddi zorluklar yaratıyordu. İç piyasanın ise kendine göre bir mekanizması vardı" diyen Sur; bu mekanizmaların GYO gibi her şeyi değer usulüne ve beyana göre yapan şirketleri olumsuz etkilediğini anımsattı. Yönetim Kurulu Başkanı Sur, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: "2003 - 2005 aralığında gündeme gelen altyapı düzenlemeleri; yabancı, bireysel ve kurumsal yatırımcılarının Türkiye'de gayrimenkul edinmesine karşın engellerin ortadan kalkması gibi faktörler, GYO'ları şeffaflık ve kurumsallık bakımından önemli bir konuma yükseltti. GYO'nun, dış yatırım sermayelerinin alıştığı ve tercih ettiği bir yöntem olması, bu ivmeyi tırmandırdı ve Türkiye'yi bir cazibe merkezine dönüştürdü. Türkiye GYO atılımlarına start verdiğinde, Amerika hariç sadece 4-5 ülkede bu rejim uygulanmaktaydı. Şu anda ise borsaya kote olmuş 31 GYO şirketi bulunuyor. Dolayısıyla veriler, Türkiye'nin bu anlamda sadece Avrupa'da değil dünyada da öncü olduğuna işaret ediyor. Ancak ülkemizde var olan şirket büyüklüklerinin belli bir noktadan ileriye geçememesi durumuyla karşı karşıyayız. Bu, biraz da inşaat ve gayrimenkul sektörlerinin yapısal karakterinden ileri geliyor. Türkiye gayrimenkul piyasası, bir 'yatırım piyasası' olmaktan ziyade 'geliştirme piyasası'dır. Sektör, son yıllara dek inşaatçı firmalar üzerinden yürümekteydi. 'Gayrimenkul geliştirme'nin farklı ve ayrı bir kavram olarak görülmesi ise, GYO'ların inşaat sektöründen ayrışma trendini doğurdu. Söz konusu trend, GYO'ların önündeki en temel engellerden birini kaldıracak. Sahip olunan büyüme potansiyeli ise daha da arttıracak."

Haber Küpürünün Detayları İçin Tıklayınız